Suriye’de geçici hükümetin yeni ulusal orduyu kurma süreci devam ederken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurlarının orduya entegrasyonuna dair belirsizlikler sürüyor. Şam yönetiminin merkezi otoriteyi sağlama girişimlerine rağmen, terör örgütü DEAŞ ile mücadelede kullanılan ABD destekli SDG mensuplarının yarıdan fazlasının henüz ordu bünyesine katılmadığı aktarılıyor.
Ağustos ayı sonunda SDG elebaşlarından Mazlum Abdi tarafından yapının bağımsız askeri varlığının feshedildiği ve Şam yönetimine bağlandığı duyurulmuştu. Ancak sahadan gelen veriler, kağıt üzerindeki birleşmenin pratikte henüz tam karşılık bulmadığını gösteriyor.
Anlaşma maddeleri ve sahadaki sayısal tablo
Ocak ayında sağlanan ve ABD arabuluculuğunda şekillenen 29 Ocak Mutabakatı, SDG bünyesindeki dört ana tugayın oluşturulacak 60. Tümen ve Halep merkezli birlikler altına girmesini öngörüyordu. Buna karşın Kobani tugayı komutanlarından Mahmud Berxwedan, yaklaşık 35 bin personelden yalnızca 12 bininin entegre edildiğini bildirdi. Geriye kalan 23 binlik silahlı grubun akıbetinin ne olacağı ise belirsizliğini koruyor.
Süreçte Türkistan İslam Partisi gibi yabancı savaşçı unsurlarının 84. Tümen bünyesine dahil edilmesi ve bazı yerel komutanların terfi ettirilmesi dikkat çekerken, SDG saflarındaki birçok grubun süreç dışı kaldığı ifade ediliyor.
YPJ unsurları Savunma Bakanlığı’na kabul edilmiyor
Entegrasyon sürecinin dışında tutulan grupların başında, SDG’nin kadın kolu YPJ ve bünyedeki bazı Arap birlikleri geliyor. Savunma Bakanı Mürhef Ebu Kasra’nın kadınların Savunma Bakanlığı çatısı altında askeri kadrolara alınmasına onay vermediği belirtiliyor.
YPJ temsilcilerine yalnızca İçişleri Bakanlığı bünyesinde polis veya asayiş hizmeti verme seçeneği sunulurken, örgüt yönetimi bu teklife mesafeli yaklaşıyor. Bölgede DEAŞ bağlantılı tutukluların kaldığı kamplardan firarların yaşandığı bir dönemde kadın unsurların dışlanması güvenlik risklerini artırıyor.
Arap bileşenler ve yerel güvenlik güçleri arasındaki gerilim
SDG çatısı altındaki Arap unsurlar da entegrasyon sürecinde aradığını bulamadı. 2015 yılından bu yana yapının içinde yer alan Kuzey Demokratik Tugayı komutanı Ebu Ömer el-İdlibi, bünyesindeki birliklerin yeni ordu yapılanmasına dahil edilmediğini ve saf dışı bırakıldıklarını ifade ediyor.
Saha uygulamalarında da benzer uyumsuzluklar gözlemleniyor. Haseke’den Şam onaylı geçişle Afrin’e intikal eden yerel güvenlik görevlilerinin, bölgedeki diğer yerel asayiş unsurları tarafından silahsızlandırılması gibi olaylar, komuta-kontrol kademesindeki çok başlılığı ve etnik gerilimleri ortaya koyuyor.
Pentagon’un finansal ve lojistik desteği sürerken, Şam’ın inşa etmeye çalıştığı yeni ordu mimarisindeki kimlik, cinsiyet ve geçmiş çatışmalara dayalı ayrışmaların çözülememesi, bölgede istikrarın sağlanmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak değerlendiriliyor.







