Kamu güvenliği ve savunma alanında otonom tehdit tespit çözümleri geliştiren ABD merkezli WRAP Technologies, entegre güvenlik platformu “WrapShield”ı savunma, federal kurumlar ve uluslararası askeri pazarlara genişletmek amacıyla 12 milyon dolarlık yeni bir büyüme finansmanı sağladı.
Şirket tarafından yapılan açıklamada, elde edilen kaynağın; işletme sermayesinin güçlendirilmesi, teknoloji ve Ar-Ge faaliyetlerinin hızlandırılması, stratejik ortaklıklar kurulması ve kamu güvenliği ile savunma uygulamalarını birleştiren WrapShield platformunun küresel ölçekte ticarileştirilmesi süreçlerinde kullanılacağı bildirildi.
Kamu güvenliği ile savunma arasındaki sınırlar kalkıyor
Yapay zekâ tabanlı WrapShield mimarisi; tehditlerin erken tespiti, taktik karar destek mekanizmaları ve sahada orantılı müdahale yeteneklerini tek bir komuta-kontrol katmanında birleştiriyor.
WRAP İcra Kurulu Başkanı (CEO) Scot Cohen yatırıma ilişkin yaptığı değerlendirmede, kamu güvenliği, ulusal güvenlik ve savunma arasındaki sınırların hızla kaybolduğu yeni bir güvenlik ortamına dikkat çekerek şirketi bu dönüşüme liderlik edecek şekilde konumlandırdıklarını vurguladı.
Şirket ayrıca, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve federal ihalelere odaklanmak üzere kurduğu “WRAP Federal” birimi üzerinden kamu sözleşmelerindeki payını artırmayı hedefliyor.
Savunma teknolojilerine taze sermaye akışı
WRAP’ın sağladığı fon, savunma sanayiinde üretim hatlarını ölçeklendirmek ve otonom sistemleri geliştirmek amacıyla risk sermayesi ve kurumsal yatırımcılardan kaynak toplayan yeni nesil savunma girişimlerinin oluşturduğu küresel eğilimi pekiştiriyor.
Son dönemde benzer fonlama turlarında; İngiltere merkezli Cambridge Aerospace hava savunma üretimini genişletmek için 300 milyon dolar, Kaliforniyalı Aurelius Systems yönlendirilmiş enerjili anti-dron sistemleri için 40 milyon dolar ve uydu tabanlı takip sistemleri geliştiren Array Labs ise Mitsubishi Electric öncülüğünde 21 milyon dolar yatırım almıştı. Savunma fonlarındaki bu artış, asimetrik tehditlere karşı yazılım ve otonomi odaklı çözümlere yönelen küresel talebin sürdüğünü gösteriyor.







