ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), hasım ülkelerin Amerikan akademik kurumlarını hedef alan casusluk ve teknoloji transferi girişimlerine karşı kapsamlı bir denetim süreci başlattı. Pentagon, aralarında Harvard, MIT ve Johns Hopkins gibi prestijli yükseköğretim kurumlarının da yer aldığı 30 üniversiteye, yüksek riskli yabancı kuruluşlarla olan mali ve araştırma bağlarını acilen denetleme talimatı verdi.
Karar kapsamında üniversitelerin; Çin, Rusya ve İran merkezli 130 riskli kurumun yanı sıra Pekin destekli Konfüçyüs Enstitüleri ile olan tüm temaslarını mercek altına alması gerekiyor.
Federal fonların kesilmesi riski
Pentagon tarafından iletilen direktife göre üniversitelerin şu adımları atması zorunlu kılındı:
İhracat kontrolüne tabi kritik teknolojilerin sızdırılma riskini tespit etmek
Kapsamlı güvenlik protokollerini derhal devreye almak
Şüpheli ve risk barındıran tüm akademik iş birliklerini sonlandırmak
Üniversitelerin denetim sonuçlarını ağustos ayı sonuna kadar federal yetkililere raporlaması gerekiyor. Belirlenen güvenlik kriterlerine uymayan ve bağlantılarını kesmeyen kurumlar, milyonlarca dolarlık federal araştırma fonlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.
Fikri mülkiyet ve teknoloji transferini önleme hedefi
Savunma yetkilileri, bu sıkı tedbirlerin temel amacının Amerikan vergi mükelleflerinin finanse ettiği inovasyonların yabancı aktörler tarafından istismar edilmesini, fikri mülkiyet hırsızlığını ve yetkisiz teknoloji transferlerini engellemek olduğunu vurguluyor.
Pentagon Araştırma ve Mühendislikten Sorumlu Savunma Müsteşarı Emil Michael, ulusal güvenliği tehlikeye atan akademik ortaklıklara karşı “sıfır tolerans” politikası izlediklerini belirterek, kamu fonu kullanan tüm kurumların en yüksek güvenlik standartlarına uymak zorunda olduğunu ifade etti.
Üniversitelerden süre ve yaklaşım tepkisi
Alınan sert karara karşı ABD yükseköğretim temsilcileri ise denetim takviminin kısalığından ve oluşturulan zan altındaki yaklaşımdan rahatsız.
Amerikan Eğitim Konseyi (ACE) Hükümet İlişkileri Temsilcisi Sarah Spreitzer, üniversitelerin riskli kuruluşlar listesinin oluşturulmasında hükümete bizzat katkı sağladığını hatırlatarak, araştırma güvenliği konusunda kurumların güvenilmez ortaklar gibi gösterilmesinin haksızlık olduğunu dile getirdi.

















