Güney Kore, uzun süredir kuzey komşusuna karşı sürdürdüğü katı nükleer silahsızlanma politikasında radikal bir değişikliğe gitti. Seul yönetimi, Pyongyang’ın nükleer programını tamamen sökmesini müzakereler için ön şart koşan “önce nükleer silahsızlanma” politikasından resmi olarak vazgeçtiğini duyurdu.
Perşembe günü yerel basın mensuplarıyla bir araya gelen Birleşme Bakanı Chung Dong-young, yeni dönemin stratejisini kamuoyuyla paylaştı. Bu hamle, Haziran 2025’te göreve gelen Başkan Lee Jae Myung yönetiminin Kuzey Kore’ye yönelik daha esnek ve diyalog odaklı yaklaşımının en somut adımı olarak değerlendiriliyor.
Öncelik tam silahsızlanma değil, nükleer faaliyeti durdurmak
Bakan Chung Dong-young, yaptığı açıklamada Seul’ün uzun vadeli nükleerden arınma hedefinden vazgeçmediğini ancak mevcut jeopolitik gerçekler ışığında taktiksel bir değişiklik yaptıklarını vurguladı.
“Hükümet, önceki yönetimin nükleer silahsızlanmayı önceliklendiren ve nükleer programın önceden sökülmesinde ısrar eden yaklaşımını fiilen terk etmiştir” diyen Chung, her geçen saat Kuzey Kore’nin nükleer kapasitesini artırdığına dikkat çekti. Seul yönetimi için acil önceliğin, Pyongyang’ın yeni nükleer geliştirmelerini ve genişleme hamlelerini durdurmak olduğunu belirtti.
Değişen bölgesel dinamikler ve Seul’ün yeni stratejisi
Kuzey Kore, 2019 yılında Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen zirvelerin sonuçsuz kalmasından bu yana nükleer devlet statüsünün geri döndürülemez olduğunu savunuyor. Uluslararası yaptırımlara rağmen cephaneliğini genişletmeye devam eden Pyongyang yönetimi, kalitesini ve miktarını artıracağını sık sık yineliyor.
Seul’deki yeni yönetim, nükleer kapasitenin dondurulmasının, yeni üretimlerin askıya alınmasının ve nükleer malzeme ithalatının engellenmesinin bile büyük bir kazanım olacağı görüşünü savunuyor. Ancak Pyongyang’ın bu yeni tekliflere henüz resmi bir yanıt vermediği bildiriliyor.
1950-53 savaşından bu yana süren belirsizlik
Güney ve Kuzey Kore, 1950-53 savaşının bir barış anlaşmasıyla değil, yalnızca ateşkesle sonuçlanmış olması nedeniyle hukuken hâlâ savaş halinde bulunuyor. Uzmanlar, Seul’ün bu yeni yaklaşımının uzun süredir tıkanan diplomatik kanalları yeniden açıp açamayacağını ve uluslararası aktörler tarafından nasıl karşılanacağını yakından takip ediyor.



