Rusya’da göçmenlik statüsü gerekçe gösterilerek gözaltına alınan ve sınır dışı edilme tehdidiyle orduya sözleşmeli asker yapılan Moldova vatandaşı Victor Tabyrtsya, Ukrayna cephesine gönderildikten iki aydan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Olay, Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Başmüdürlüğü (GUR) tarafından kamuoyuna duyuruldu.
İstihbarat raporuna göre, Lipetsk bölgesine bağlı Dankov kentinde yaşayan 46 yaşındaki Tabyrtsya hakkında, ülkede yasa dışı bulunduğu gerekçesiyle idari işlem başlatıldı. Eşi ve kızının Rus vatandaşı olmasına rağmen kendisine 5 bin ruble (yaklaşık 59 dolar) para cezası kesilerek sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezine yerleştirildi.
Sınır dışı edilmemek için sözleşmeyi imzaladı
Geri gönderme merkezinde tutulduğu sırada yetkililer, Tabyrtsya’ya ailesinden ayrılarak sınır dışı edilmek veya Rus ordusuyla sözleşme imzalamak arasında bir tercih sundu. Bir gözünün tamamen görmemesine rağmen askerlik sözleşmesini kabul eden Tabyrtsya, hızlandırılmış eğitimin ardından mayıs ayı başında doğrudan Ukrayna’daki sıcak çatışma bölgesine sevk edildi.
GUR, Tabyrtsya’nın haziran ayında Harkiv bölgesinde düzenlenen bir taarruz operasyonu sırasında öldüğünü açıkladı.
En az 857 Moldova vatandaşı cepheye sürüldü
Ukrayna hükümetinin koordine ettiği “I Want to Live” (Yaşamak İstiyorum) projesinin paylaştığı verilere göre, Rusya Ukrayna’daki savaşa katılmaları için şu ana kadar en az 857 Moldova vatandaşını askere aldı. Bu kişilerden 81’inin çatışmalarda öldüğü doğrulanırken, 8 kişinin de Ukrayna güçlerince esir alındığı bildirildi.
Göçmenler üzerindeki hukuki ve ekonomik baskı mekanizması
Tabyrtsya’nın yaşadığı süreç, Rusya’nın yabancı uyrukluları ordu saflarına katmak için uyguladığı sistematik yöntemi bir kez daha gündeme getirdi. Danimarka Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü tarafından hazırlanan raporda; vize ve ikamet kaydı sorunları bulunan göçmen işçilerin hapis veya sınır dışı edilme tehditleriyle sözleşme imzalamaya zorlandığı belgelenmişti.
Sivil toplum kuruluşu INPACT’in araştırmaları da özellikle Küresel Güney, Afrika, Asya ve Latin Amerika kökenli kişilerin seyahat acenteleri ve internet ağları üzerinden hedef alındığını ortaya koyuyor. Çoğu zaman kendi ülkelerindeki yoksulluk veya siyasi istikrarsızlıktan kaçarak Rusya’ya giden yabancılar, oturum izni ve ekonomik vaatlerin yanı sıra yasal açıklarının baskı unsuru olarak kullanılması sonucu cepheye sürülüyor.

















