Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Türkiye’nin savunma sanayii alanında ulaştığı teknolojik olgunluk ve üretim kapasitesiyle NATO’nun kolektif savunma mimarisinde belirleyici bir konuma yükseldiğini vurguladı. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda düzenlenen ALFA 2026 etkinliğinde konuşan Görgün, yeni nesil güvenlik vizyonunu temsil eden “NATO 3.0” yapılanmasında Türkiye’nin tasarımın merkez ülkelerinden biri olacağını açıkladı.
Savunma ihracatında aslan payı NATO müttefiklerine gidiyor
Türkiye’nin uluslararası pazarda edindiği konumu somut verilerle aktaran Görgün, yerli savunma ve havacılık sektörünün toplam ihracatının yüzde 56’sının doğrudan NATO üyesi ülkelere gerçekleştirildiğini belirtti. Türk savunma sanayiinin artık yalnızca maliyet etkin sistemler sunmakla kalmadığını, aynı zamanda teslimat takvimine sadakat ve operasyonel güvenilirlik konularında ittifak standartlarını şekillendirdiğini kaydetti.
Stratejik ortaklıkların genişlediğine değinen Görgün; İspanya’nın ileri jet eğitim uçağı ihtiyacının TUSAŞ üretimi HÜRJET ile karşılandığını hatırlatarak insansız hava araçlarında İtalya ve Birleşik Krallık ile deniz platformlarında ise Portekiz ve Romanya ile ortak projelerin hız kesmeden devam ettiğini aktardı.
ALFA 2026 kapsamında kritik teknolojiler sahaya indi
İttifakın teknolojik dönüşümüne odaklanan ALFA 2026 tatbikat ve gösterimlerinde 28 Türk savunma şirketi boy gösterdi. 5-8 Ekim tarihleri arasında yürütülen organizasyonda 6 farklı operasyonel senaryo üzerinde kapsamlı denemeler yapıldı.
Geleceğin harp ortamı: Kuantumdan otonom sürülere
Tatbikat senaryolarında; kritik su altı altyapılarının korunması, çok alanlı harekât kabiliyetleri, KBRN savunması, otonom sürü sistemleri, yeni nesil karar destek algoritmaları ve kuantum teknolojileri test edildi. Organizasyon süresince Türk mühendisliğinin geliştirdiği MİLDAR, TORAMAN, KAPTAN, SÜMER, KAFES, DEKON ve BADE projelerine ait operasyonel kabiliyetler NATO gözlemcilerine başarıyla sunuldu.
“Sadece nicelik değil, nitelik olarak da güç katıyoruz”
Türkiye’nin geçmişte daha çok NATO’nun en büyük ikinci ordusu kimliğiyle öne çıktığını anımsatan Haluk Görgün, son 25 yılda hayata geçirilen AR-GE ve seri üretim yatırımlarının bu denklemi kökten değiştirdiğini söyledi. Görgün, Türkiye’nin bugün geliştirdiği ileri teknoloji ürünlerle ittifakın kolektif savunmasına doğrudan niteliksel üstünlük kazandırdığını belirtti.
İşbirliğini daha kurumsal bir çerçeveye oturtmak amacıyla NATO Müttefik Dönüşüm Komutanlığı ile ALFA 2026 kapsamında bir mutabakat muhtırası imzalandı. Bu anlaşmayla Türk savunma sanayiinin yenilikçi çözümlerinin, NATO’nun deneme, doğrulama ve kabiliyet geliştirme süreçlerine tasarım aşamasından itibaren entegre edilmesi hedefleniyor.


















