İran’ın en gelişmiş stratejik silah sistemlerinden biri olan Khorramshahr 4 (Hayber) balistik füzesi, operasyonel kapasitesinde kritik bir aşamaya geçti. İran devlet haber ajansı Fars News, sıvı yakıtlı bu dev füzelerin ilk kez ülke genelindeki stratejik yer altı üslerine (füze şehirleri) konuşlandırıldığını bildirdi.
Şubat 2026 itibarıyla gerçekleşen bu hamle, İran’ın “caydırıcılık” stratejisinde yeni bir perdeyi aralıyor. Füzelerin yer altı silolarına ve korunaklı tünellere yerleştirilmesi, olası bir hava saldırısına karşı beka kabiliyetini artırırken, füzelerin her an fırlatılmaya hazır halde tutulmasını sağlıyor.
Khorramshahr 4: Bölgesel Caydırıcılığın Ucu
İran Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen Khorramshahr 4, teknik özellikleriyle bölgedeki askeri dengeleri doğrudan etkiliyor:
Menzil ve Yıkım Gücü: Yaklaşık 2.000 kilometre menzile sahip olan füze, 1.500 kilogramlık dev bir harp başlığı taşıyabiliyor. Bu kapasite, füzeyi Orta Doğu’daki en ağır vuruş gücüne sahip balistik silahlardan biri yapıyor.
Hızlı Hazırlık Teknolojisi: Sıvı yakıtlı olmasına rağmen, yakıtın füze gövdesinde uzun süre (yıllarca) saklanabilmesine olanak tanıyan yeni nesil bir motor teknolojisine sahip. Bu, füzeyi katı yakıtlı füzeler kadar hızlı fırlatılabilir hale getiriyor.
Hassas Güdüm: Atmosfer dışında yönlendirme yapabilen motorları sayesinde, terminal aşamada yüksek hassasiyetle hedefe yönelebiliyor ve hava savunma sistemlerini atlatma kabiliyeti sunuyor.
“Füze Şehirleri” ve Stratejik Derinlik
İran, 1980’lerden bu yana dağların derinliklerine inşa ettiği devasa yer altı üsleriyle tanınıyor. Khorramshahr 4’ün bu üslere yerleştirilmesi şu mesajları taşıyor:
İkinci Vuruş Kapasitesi: Olası bir ilk saldırıda imha edilemeyen bu füzeler, İran’a her koşulda karşılık verme garantisi veriyor.
Psikolojik Üstünlük: Yer altından çıkış ve fırlatma hızı, düşman erken uyarı sistemlerinin tepki süresini minimuma indiriyor.
Teknolojik Olgunluk: Füzenin test aşamasından tam operasyonel konuşlanma aşamasına geçmesi, seri üretim ve envanter kabulünün tamamlandığını gösteriyor.
İranlı yetkililer, bu konuşlandırmanın tamamen “savunma odaklı” olduğunu ve bölgesel istikrarı korumayı amaçladığını savunurken; uluslararası gözlemciler bu adımı, bölgedeki nükleer ve konvansiyonel gerilimi tırmandırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriyor.


















