Modern deniz muharebelerinde ucuz ve asimetrik insansız hava araçlarının (İHA) ağır silahlı savaş gemileri için doğrudan bir tehdit haline gelmesi, donanmaları yeni yakın hava savunma çözümleri aramaya yöneltiyor. Almanya merkezli koruma sistemleri üreticisi Mehler Protection, deniz platformlarının alçak irtifa ve yakın mesafe hava tehditlerine karşı koyabilmesi amacıyla geliştirdiği SCILT Naval aktif dron karşıtı savunma sistemini tanıttı.
Sistem; gemilerin ana hava savunma füzeleri veya top bataryaları gibi büyük çaplı çözümlerinin reaksiyon gösteremediği ya da yetersiz kaldığı kör noktalarda, gemi çevresindeki “son savunma hattı” (last line of defense) olarak görev yapmak üzere konumlandırıldı.
Üç kademeli alarm mekanizması ve çoklu mühimmat
SCILT Naval, hedefin gemiye yaklaşma evrelerini üç ayrı alarm seviyesi üzerinden takip ederek operatöre karar desteği sunuyor:
- Tespit alarmı: Yaklaşan hava aracının ilk temas anında sınıflandırılması.
- Yaklaşma alarmı: Hedefin tehdit koridoruna girmesiyle birlikte atış hazırlığı sürecinin başlatılması.
- Tetik/Angajman alarmı: Hedefin tehlike yarıçapına ulaştığı anda kinetik önleme efektörlerinin ateşlenmesi.
Tehditleri fiziksel olarak havada parçalamak için sistem; standart av tüfeği (shotgun) kalibresindeki mühimmat mimarisini temel alıyor. Gelen hedefin yapısına ve zırh durumuna göre zırh delici mermiler, tungsten karbür parçacıklı şarapnel mühimmatları veya dağılan saçma kartuşları ateşlenebiliyor.
Dar su yollarında ve limanlarda kritik koruma
Sistem; özellikle savaş gemilerinin manevra alanının daraldığı liman giriş-çıkışlarında, Boğazlar ve kanallar gibi kısıtlı suyolu geçişlerinde, amfibi harekât icra eden çıkarma gemilerinde ve sabit açık deniz platformlarında FPV dronlar, dolanan mühimmatlar (kamikaze dronlar) ile tek yönlü saldırı araçlarına karşı kesintisiz koruma kalkanı oluşturuyor.
Gemi gövdesine entegre edilen elektro-optik sensörler hedefin anlık takibini yaparken, SCILT Naval hem geminin mevcut komuta-kontrol (C2) sistemine entegre çalışabiliyor hem de harici bir bağlantı bulunmadığında kendi bağımsız tespit-angajman zincirini işleterek otonom savunma sağlayabiliyor.
İlk konfigürasyonunda insan kontrolünde (man-in-the-loop) ateşleme yetkisi sunan sistemin, askeri sertifikasyon süreçlerinin tamamlanmasının ardından tam otonom çalışma modlarına da kavuşturulması hedefleniyor.

















