İngiltere Savunma Bakanlığı (MoD), cephe hattında ve intikal halindeki kara birliklerini hedef alan kitlesel dron saldırılarına karşı yenilikçi savunma çözümleri geliştirmek amacıyla 5 milyon sterlinlik (yaklaşık 6,8 milyon dolar) bir teknoloji yarışması başlattı. Modern muharebe sahasında artan sürü İHA tehdidine yanıt olarak kurgulanan girişim, savunma literatürüne “PANOPTES Projesi” adıyla girdi.
Girişim kapsamında geliştirilecek entegre anti-dron (C-UAS) sistemlerinin; ağırlığı 150 kilogramın altında olan Birinci Sınıf (Class 1) insansız hava araçlarını tespit etmesi, takip etmesi, teşhis etmesi ve imha etmesi hedefleniyor.
Pahalı füze stoklarını tüketmeyen sürdürülebilir ateş gücü
Ukrayna’daki çatışmalardan çıkarılan dersler doğrultusunda başlatılan program, mevcut hava savunma altyapısını hızla tüketen ucuz ve asimetrik hava hedeflerine odaklanıyor. Londra yönetimi; konvansiyonel hava savunma bataryalarının pahalı önleme füzelerini tüketmeden, sürü halinde gelen düşük maliyetli kamikaze dronları bertaraf edebilecek sürdürülebilir enerji ve silah sistemlerine öncelik veriyor.
Yetkililer; geliştirilecek platformların modüler ve açık mimarili olmasını, araç üstü güç kaynaklarını verimli kullanmasını ve gelecekte insansız kara araçlarına (İKA) da entegre edilebilecek otonom kabiliyetlerle donatılmasını şart koşuyor.
Sistemlerin iki yıl içinde envantere girmesi planlanıyor
Yarışma şartnamesine göre önerilecek savunma çözümlerinin azami 1.200 kilogram ağırlıkta olması ve 1 kilometreye kadar menzildeki hava tehditlerini etkisiz hale getirebilmesi isteniyor. Proje kapsamında, taşıyıcı platformdan 35 ila 150 kilovat güç çeken yönlendirilmiş enerji silahları (lazer sistemleri) gibi alternatif teknolojiler de değerlendirmeye alınacak.
PANOPTES Projesi’nin, başarılı aşamaların ardından ilerleyen dönemde 150 milyon sterlinlik geniş çaplı bir resmi tedarik programına dönüşmesi öngörülüyor. Birleşik Krallık merkezli savunma ve teknoloji firmalarının başvurabileceği ilk etap ihalesinde sözleşmelerin yıl sonuna kadar imzalanması, operasyonel sistemlerin ise en geç iki yıl içinde ordu envanterine kazandırılması hedefleniyor.

















