Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina

Çift kullanım terimi Avrupa’nın savunmasını engelliyor

Çift kullanım terimi, sivil ve askeri alanları bölerek Avrupa'nın güvenlik gerçekleriyle yüzleşmesini engelliyor.

Çift kullanım terimi Avrupa'nın savunmasını engelliyor
Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Savunma sektöründe sivil ve askeri alanların kesişimini tanımlamak için sıklıkla kullanılan “çift kullanım” (dual-use) kavramı, stratejik ve kamusal tartışmalarda yeni bir tartışmanın merkezine oturdu. Shield Space CEO’su ve eski özel kuvvetler subayı Graeme Ritchie kaleme aldığı analizde, bu terimin yasal düzenlemelerde faydalı koruma sağlasa da stratejik düzeyde büyük bir yanılsama yarattığını ve Avrupa’nın kendi güvenliğine yönelik gerçekçi adımlar atmasını geciktirdiğini savundu.

Sivil ve askeri alan ayrımı bir yanılgı mı?

Ritchie’ye göre radar, roket, uydu, GPS ve lazer gibi teknolojilerin hem sivil hem de askeri alanda kullanılabilmesi bir istisna değil, aksine genel kuraldır. Teknolojinin kullanım amacının teknolojinin kendisinden bağımsız olduğuna dikkat çeken uzman, “çift kullanım” ifadesinin sivil ve askeri dünyayı sanki iki ayrı izole alanmış gibi gösterdiğini vurguluyor. Oysa tarihsel süreç ve modern çatışmalar, bir ordunun etkinliğinin hiçbir zaman toplumsal altyapıdan, ekonomiden ve kamusal dayanıklılıktan ayrı düşünülemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor.

“Rusya, ‘çift kullanım’ teriminin varsaydığı sınırları göz ardı ederek uyduları hedef alıyor, sabotaj ve siber operasyonlar yürütüyor, dronları egemen hava sahalarına gönderiyor. Modern çatışma bu sınırları tanımıyor.”

Avrupa’nın konforlu kurgusu ve gerçekçi ülkeler

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Avrupa’nın barış ve dayanışma idealleri üzerine kurulduğunu hatırlatan analiz, kıtanın güvenlik ile refah dengesini kurmakta zorlandığına işaret ediyor. Rusya’nın uzayda, siber alanda ve kritik altyapılarda yürüttüğü baskılara karşın, Avrupa’nın hâlâ savaşın yalnızca profesyonellerin işi olduğuna dair konforlu bir kurgu içinde yaşadığı ifade ediliyor.

Buna karşın, Rusya tehdidini en ciddi şekilde ele alan ülkelerin bu yapay sınırları hızla ortadan kaldırdığı görülüyor:

  • Finlandiya: Toplumun tüm kesimlerini kapsayan kapsamlı bir güvenlik ve savunma stratejisi yürütüyor.

  • İsveç: NATO üyeliğinin ardından resmi bir “Toplam Savunma” politikasını hayata geçirdi.

  • Danimarka ve Hollanda: Danimarka zorunlu askerlik süresini uzatırken, Hollanda vatandaşlarına kriz durumlarına hazırlık rehberleri göndermeye başladı.

Uzmanlar, Avrupa’nın kısa vadeli konfordan vazgeçerek otonom sistemler, dronlar, sensörler ve uzay mimarisi dahil olmak üzere sivil-askeri entegrasyonu sağlayan bütüncül bir güvenlik stratejisini acilen benimsemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Çift kullanım terimi Avrupa’nın savunmasını engelliyor

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin