Avrupa Birliği (AB), yüksek süratli hava tehditlerine karşı hava sahasını güvenceye almayı amaçlayan amiral gemisi savunma projesinde kritik bir teknik eşiği planlanandan önce geride bıraktı. AB ve beş üye ülke tarafından ortak finanse edilen Avrupa Hipersonik Savunma Önleyicisi (EU HYDEF) girişimi, hedefe ulaşmadan önce atmosfer içerisinde yüksek manevralar yapan hipersonik füzeleri havada imha edebilecek yeni bir önleme sistemi geliştirmeyi hedefliyor.
İspanyol SMS (Spanish Missile Systems) liderliğinde ve ana sanayi ortağı Alman Diehl Defence öncülüğünde yürütülen konsorsiyum; sistemin temel fonksiyonel mimarisini, fiziksel gövde tasarımını ve temel operasyonel gereksinimlerini başarıyla doğruladı.
Arayıcı başlık ve kademe ayrılma sistemleri test edildi
Gerçekleştirilen teknik doğrulama aşamasında; gelişmiş arayıcı başlık kabiliyetleri, kademe ayırma mekanizmaları, aviyonik elektronikler ve yüksek manevra kabiliyeti sağlayan aerodinamik tasarım parametrelerinde kaydedilen ilerleme gözler önüne serildi.
Projeye dahil olan Belçika, Almanya, Norveç ve Polonya hükümet temsilcileri ile Avrupa Müşterek Silahlanma İşbirliği Teşkilatı (OCCAR), ilk geliştirme fazına ait tüm hedeflerin teknik kriterleri eksiksiz karşıladığını resmi olarak onayladı.
2035 sonrasında hipersonik tehditleri bertaraf edecek
Diehl Defence yetkilileri, bu dönüm noktasıyla birlikte projenin kavramsal ön çalışma evresinden detaylı tasarım sürecine resmen geçtiğini açıkladı. Konsorsiyum, elde edilen teknik verileri “Endo-Atmospheric Interceptor 2” (Atmosfer İçi Önleyici 2) çalışma çerçevesine aktarmayı planlıyor. Bu süreç, Avrupa’nın hipersonik süzülme araçlarına (HGV), hipersonik seyir füzelerine ve harekat alanı balistik füzelerine karşı bağımsız savunma kalkanı oluşturma vizyonunu destekleyecek.
Geliştirilen önleme sisteminin 2035 yılından itibaren operasyonel göreve hazır hale gelmesi ve düşman harp başlıklarına karşı caydırıcı bir kalkan oluşturması öngörülüyor. Diehl Defence yaptığı resmi açıklamada, bu aşamadaki tüm teknik kazanımların takvime uygun tamamlandığını ve sistemin ilk operasyonel kabiliyet seviyesine (IOC) ulaşması yolunda tasarım sürecinin ivme kazandığını belirtti.

















