ABD ordusu, askeri personelin konaklama altyapısını modernize etmek amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında Texas eyaletindeki Fort Bliss üssünde dev 3D yazıcı teknolojisiyle inşa edilen kışlaların ilkini resmen hizmete açtı. Bu hamle, ordu tarafından bugüne kadar hayata geçirilen en büyük robotik inşaat projesi olarak kayıtlara geçti.
3D Yazıcı Teknolojisiyle Rekor Sürede İnşa Edildi
Geçici barınma alanlarını dönel askeri personel için kalıcı tesislerle değiştirmeyi amaçlayan programın bir parçası olan proje, büyük ölçekli 3D baskı teknolojisinin askeri alandaki potansiyelini gözler önüne seriyor. Kalan kışlaların inşaat çalışmalarının eylül ayına kadar tamamlanması bekleniyor. Proje toplamda 560 hizmet üyesini barındırma kapasitesine sahip 10 adet açık bölmeli geçici kışla binasını kapsıyor.
Her bir bina 5.772 feetkare (536 metrekare) alana yayılırken, geliştirmenin tamamı yaklaşık 78.000 feetkarelik (7.247 metrekare) bir alanı kaplıyor. Ordu tarafından paylaşılan verilere göre yapılar, geleneksel inşaat yöntemlerine kıyasla yaklaşık dört kat daha hızlı tamamlandı ve standart askeri inşaat kıstaslarına göre maliyetleri yüzde 9,3 oranında düşürdü. Yeni nesil binaların enerji verimliliğini artırmak, dayanıklılığı yükseltmek ve uzun vadeli bakım maliyetlerini azaltmak üzere tasarlandığı belirtildi.
Sınır Güvenliği Görevlerine Destek Sağlayacak
Söz konusu girişim, 2024 yılında Fort Bliss’te iki benzer 3D baskılı binanın inşa edilip hizmete alındığı pilot programın kapsamının genişletilmesiyle hayata geçirildi. Yeni kışlalar ilk aşamada, ABD güney sınırındaki güvenlik operasyonlarını destekleyen Ardent Vanguard Operasyonu kapsamında Ortak Görev Gücü-Güney Sınırı’na atanan Bastogne Görev Gücü personelini ağırlayacak.
Bu misyon sona erdikten sonra tesisler Fort Bliss’in kalıcı altyapısının bir parçası olarak kalmaya devam edecek ve gelecekteki eğitim ile operasyonel konuşlandırmalar için üssü kullanan birliklere ev sahipliği yapmayı sürdürecek. Savunma analistleri, bu tür robotik inşaat teknolojilerinin hem lojistik sürtüşmeyi azalttığını hem de kritik askeri altyapıların inşasında devrim niteliğinde zaman ve maliyet avantajı sunduğunu vurguluyor.



