Balkanlar’da tansiyon, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in şok edici açıklamalarıyla yeniden yükseldi. Vucic, katıldığı bir televizyon programında ve ardından yaptığı basın açıklamasında, Batılı güçlerin ve Türkiye’nin Kosova Güvenlik Güçlerini (FSK) bir orduya dönüştürme sürecine doğrudan destek verdiğini öne sürdü. Vucic, “Amerikalılar, Kosova ve Metohija’daki Arnavutları açıkça ve net bir şekilde silahlandırıyor” diyerek Washington’a tepki gösterdi.
Sırp liderin hedefinde bu kez Türkiye de vardı. Ankara’nın Priştine ile olan savunma iş birliğini eleştiren Vucic, Türkiye’nin Kosova’ya ağır silahlar ve gelişmiş askeri teçhizat teslim ederek Sırbistan’ın toprak bütünlüğünü riske attığını savundu. Vucic, “Türkiye de ağır silahlar ve diğer her şeyi teslim ederek bu sürece dahil oluyor. Tek bir amaçları var: Sırbistan Cumhuriyeti’ni ve toprak bütünlüğünü doğrudan tehdit etmek” ifadelerini kullandı.
Bayraktar ve Zırhlı Araç Gerginliği
Vucic’in bu sert çıkışının arkasında, son dönemde Kosova’ya yönelik gerçekleştirilen askeri teslimatlar yatıyor:
Türkiye’nin Rolü: Türkiye, daha önce Kosova’ya Bayraktar TB2 SİHA, Vuran zırhlı araçları ve havan sistemleri ihraç etmişti. Vucic, bu sistemlerin bölgedeki askeri dengeyi Sırbistan aleyhine bozduğunu iddia ediyor.
ABD ve NATO Desteği: ABD’nin Kosova’ya Javelin tanksavar füzeleri ve Humvee araçları sağlama planları, Sırbistan tarafından “Priştine’nin şımartılması” olarak yorumlanıyor.
Balkanlar’da Silahlanma Yarışı
Sırbistan, bu gelişmelere yanıt olarak kendi askeri harcamalarını rekor seviyeye çıkardı. Rusya ve Çin’den hava savunma sistemleri ile insansız hava araçları tedarik eden Belgrad, aynı zamanda yerli savunma sanayiini de mobilize ediyor. Vucic, Sırbistan’ın kimseye saldırma niyeti olmadığını ancak ordusunu güçlendirerek “her türlü provokasyona hazır” hale getireceklerini vurguladı.
Ankara ve Washington kanadından henüz bu açıklamalara resmi bir yanıt gelmezken, Kosova hükümeti ise silahlanma sürecinin sadece “savunma ve barış gücü” odaklı olduğunu ve KFOR (NATO Barış Gücü) ile tam uyum içinde yürütüldüğünü savunuyor.


















