Türkiye’nin, Rusya’dan tedarik ettiği S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle ABD yapımı F-35 Müşterek Taarruz Uçağı programından çıkarılması, Türk Hava Kuvvetleri’nin gelecek planlarını temelden değiştirmiştir. Washington’ın programdan çıkarma kararını CAATSA (Yaptırımlar Yoluyla Amerika’nın Düşmanlarına Karşı Koyma Yasası) yaptırımları takip etmiş, bu durum Türkiye’yi milli savunma sanayii alanında radikal adımlar atmaya zorlamıştır.

F-35’in Yokluğunun Stratejik Etkileri

F-35’in envantere katılamaması, Hava Kuvvetleri’nin modernizasyon sürecinde öngörülen teknolojik sıçramayı ertelemiştir.

1. Hava Kuvvetleri Envanterine Etkisi

F-35, sahip olduğu düşük radar kesit alanı (Stealth) ve sensör füzyonu yetenekleriyle Hv.K.K.’nin mevcut dördüncü nesil F-16 filosunun operasyonel kabiliyetini çok üst seviyelere taşıyacaktı. Bu boşluğu doldurmak için kısa vadede iki kritik adım atılmıştır:

2. Orta Doğu Güç Dengeleri ve Caydırıcılık

F-35’in envantere alınamaması, özellikle Doğu Akdeniz ve Ege’de F-35’i kullanan veya kullanacak bölgesel rakiplerin teknolojik üstünlük potansiyelini artırmıştır. Türkiye, bu durumu dengelemek için insansız savaş uçağı KIZILELMA ve yerli seyir füzeleri gibi asimetrik unsurlara yatırımını hızlandırarak bölgesel caydırıcılık stratejisini farklı bir boyuta taşımıştır.

Milli Hamle: KAAN ve Teknolojik Bağımsızlığa Yöneliş

Türkiye’ye uygulanan siyasi baskı ve programdan çıkarma kararı, aynı zamanda Milli Muharip Uçak (MMU) KAANprojesinin en önemli katalizörü olmuştur.

  • KAAN’ın Amacı ve Özellikleri: KAAN, F-35’in özelliklerini aşmayı hedefleyen, tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirilen bir beşinci nesil platformdur. Projenin ana hedefi, Türkiye’nin hava gücünü herhangi bir dış tedarik kısıtlamasına karşı bağışık hale getirmektir. KAAN, radar görünmezliğine ek olarak, yerli motor (ileride), radar (MURAD AESA) ve mühimmatlarla tam bir ulusal kontrol sağlayacaktır.

  • Uzun Vadeli Siyaset: KAAN’ın geliştirilmesi, Türkiye’nin ulusal güvenlik stratejilerini yabancı ülkelerin siyasi kararlarına endekslemeyeceğini gösteren net bir teknolojik bağımsızlık manifestosudur.

Sonuç olarak, F-35 programından çıkış, kısa vadeli hava kuvvetleri planlarını zorunlu olarak F-16 modernizasyonuna yöneltmiş; ancak uzun vadede KAAN projesini hızlandırarak Türkiye’yi bölgesel güç dengelerinde kendi kurallarını belirleyen bir aktör haline getirme hedefini pekiştirmiştir.

Savunma Plus