Savunma teknolojilerinde otonom sistemlerin hızla yaygınlaşması küresel güvenlik tartışmalarını beraberinde getirirken, Tayland askeri yapay zeka sistemleri üzerinde anlamlı insan kontrolünün korunması gerektiğini vurguladı. Tanzanya’nın Aruşa kentinde düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (IPU) toplantısında konuşan Tayland Senatosu Dış İlişkiler Danışma Komitesi Başkanı Doç. Dr. Nophadol In-na, silahlı kuvvetlerde kullanılan algoritmaların ne zaman ve nasıl güç kullanılacağına tek başına karar vermemesi gerektiği uyarısında bulundu.
Toplantıda uluslararası parlamentolara yönelik bir eylem çağrısı sunan Nophadol, yapay zekanın insan hakları ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde sınırlandırılması için üç temel öncelik belirledi.
İnsan karar mekanizması merkezde kalmalı
Tayland heyetinin sunduğu çerçeveye göre, askeri yapay zekanın tüm yaşam döngüsü boyunca insan karar mekanizmasının merkezde tutulması birinci öncelik olarak öne çıkıyor. Hedef tespiti, angajman ve nihai ateş açma kararlarının tamamen otonom algoritmalara devredilmesinin küresel ölçekte kabul edilemez riskler doğuracağına dikkat çekildi.
Geliştirilen modellerin sahadaki hatalı teşhisleri veya olası teknik sapmaları durumunda sorumluluğun doğrudan komuta kademesinde kalması gerektiği ifade edildi.
Yasama denetimi ve uygulanabilir ulusal politikalar
Planın ikinci ve üçüncü maddeleri ise parlamentoların yasal denetim gücünü harekete geçirmesini ve somut ulusal politikaların geliştirilmesini içeriyor:
- Güçlendirilmiş mevzuat ve denetim: Parlamentoların bütçe ve yasama yetkilerini kullanarak askeri yapay zeka projelerinde şeffaflığı ve hesap verebilirliği zorunlu kılması, aynı zamanda uluslararası diyaloğu teşvik etmesi hedefleniyor.
- Pratik ulusal politikalar: Taahhütlerin kağıt üzerinde kalmaması için Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü (UNIDIR) gibi küresel yol haritalarından yararlanılarak her ülkenin kendi şartlarına uygun somut ulusal uygulama planları oluşturması talep ediliyor.
Tayland’ın bu çağrısı, otonom silahların ve karar destek yazılımlarının gelecekteki sınırlarını belirlemeye yönelik uluslararası hukuk normlarının oluşturulması adına kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.


















