ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı Savunma İnovasyon Birimi (DIU), gelecekteki donanma görevlerinde kullanılmak üzere “Ekstra Büyük İnsansız Sualtı Aracı” (XLUUV) geliştirilmesi amacıyla Kongsberg ve Oceaneering International ile stratejik bir ortaklık kurdu.
“Muharebe Otonom Deniz Platformu” (CAMP) programı kapsamında hayata geçirilen bu proje; olgun ticari ve savunma teknolojilerinin, operasyonel deniz kabiliyetlerine hızlı bir şekilde entegre edilmesini hedefliyor.
Modüler yapı ve hızlı entegrasyon odak noktası
Seçilen iki şirket; yeni XLUUV’nin konsept tasarımı, sistem mimarisi ve tasarım çalışmaları üzerinde birlikte çalışacak. Projenin merkezinde, sistemin modüler yapısını güçlendirmek, farklı platformlarla uyumluluğunu (interoperabilite) artırmak ve hızlı entegrasyon yeteneklerini geliştirmek yer alıyor. Kongsberg ve Oceaneering’in, bu aracın tasarım aşamasını 2026 yılının üçüncü çeyreğinde tamamlaması bekleniyor.
XLUUV için teknik hedefler
Programın beklentileri, yeni nesil aracın otonom yeteneklerini üst seviyeye taşıyacak şekilde tanımlanıyor:
Menzil: 1.000 deniz milinin üzerinde operasyonel menzil.
Derinlik: 200 metreden daha derin sularda görev icra edebilme.
Otonomi: GPS sinyallerinin olmadığı ortamlarda gelişmiş navigasyon ve engel tanıma kabiliyeti.
Yük Kapasitesi: 21 feet (yaklaşık 6,4 metre) uzunluğunda ve 21 inç genişliğinde taşıma kapasitesi.
Stratejik ortaklık: İki devin uzmanlığı birleşiyor
Kongsberg, 200 yıllık mühendislik mirası ve denizcilik sistemlerindeki derin uzmanlığıyla projeye öncülük ederken, Oceaneering ise altmış yılı aşkın süredir geliştirdiği su altı robotikleri ve otonom görev destek sistemleriyle katkı sağlıyor.
Oceaneering Kıdemli Başkan Yardımcısı Bill Merz, ortaklığın gücünü şu sözlerle özetledi: “Küresel ölçekte deniz altı sistemlerini teslim etme ve sürdürme konusundaki deneyimimiz, Kongsberg’in gelişmiş teknolojileriyle birleştiğinde ortaya dünya standartlarında bir ekip çıkıyor.”
Bu çalışma, ABD donanmasının tartışmalı deniz bölgelerinde riskleri azaltarak uzun menzilli istihbarat toplama, lojistik destek, deniz haritalama ve gelecekteki saldırı görevlerini desteklemek için yürüttüğü otonom su altı sistemleri hamlesinin en yeni halkasını oluşturuyor. CAMP programı, sadece bu ikiliyle sınırlı kalmayıp, farklı teknoloji firmalarının da katılımıyla genişlemeye devam eden bir ekosistemi temsil ediyor.

















