Güney Kore ve Japonya savunma bakanları, bölgedeki artan gerilime rağmen Kore Yarımadası’nın nükleerden arındırılması konusundaki ortak taahhütlerini bir kez daha teyit etti. Pyongyang yönetiminin nükleer cephaneliğini genişletme ve deniz kuvvetlerini nükleer silahlarla donatma yönündeki açıklamalarının ardından gerçekleşen bu buluşma, bölgedeki güvenlik mimarisi açısından kritik bir dönemece işaret ediyor.
Ortak tehdit, yeni iş birliği zemini
Güney Kore Savunma Bakanı Ahn Gyu-back, iki günlük bir ziyaret için Seul’e gelen Japon mevkidaşı Shinjiro Koizumi ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdi. İki bakan, aralarındaki tarihi gerilimlere rağmen savunma iş birliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı. Seul ve Tokyo, her ne kadar Washington’ın stratejik müttefikleri olsalar da, geçmişin getirdiği anlaşmazlıklar uzun süre askeri entegrasyonu kısıtlamıştı. Ancak son dönemde düzenlenen ortak deniz arama-kurtarma tatbikatı ve bu son üst düzey ziyaret, iki ülkenin güvenlik iş birliğinde yeni bir sayfa açtığını gösteriyor.
Görüşmenin ardından yayınlanan ortak açıklamada, “Kore Yarımadası’nın nükleerden tamamen arındırılması ve kalıcı barışın tesisi konusundaki kararlılık” vurgulanırken, Washington’ın da dahil olduğu üçlü iş birliğinin sürdürüleceği belirtildi.
Pyongyang’ın “geri dönülemez” nükleer ısrarı
Bu diplomatik hamle, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un son dönemdeki sert söylemlerine doğrudan bir yanıt niteliğinde. Kim, kısa süre önce Güney Kore ve ABD’nin askeri modernizasyon çabalarını “bölgeyi nükleer savaşın eşiğine getirmekle” suçlamış ve donanmayı daha büyük savaş gemileri ve nükleer silahlarla güçlendireceğini ilan etmişti.
Pyongyang’ın bu tutumu, 2019 yılında Hanoi’de düzenlenen Kim-Trump zirvesinin, nükleer silahlardan arınma ve yaptırımların kaldırılması konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle çöküşünden bu yana daha da belirginleşti. Kuzey Kore o günden bu yana kendisini “geri dönülemez” bir nükleer devlet olarak tanımlıyor. Kore Savaşı’nın bir barış antlaşması ile değil, bir ateşkes ile sona ermiş olması, teknik olarak savaşın devam ettiği yarımadadaki bu gerilimi, dünyanın en hassas güvenlik başlıklarından biri yapmaya devam ediyor.



