Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, Ocak 2026’da yaptığı stratejik açıklamada, Avrupa savunmasının mevcut yapısına dair çarpıcı bir gerçeği gündeme getirdi. Støre, NATO’nun askeri kaynaklarının ve operasyonel gücünün ezici bir çoğunluğunun (yüzde 80) aslında Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülkeler tarafından sağlandığını belirtti.

Norveçli lider; Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Türkiye, Birleşik Krallık ve Norveç‘in oluşturduğu bu grubun ittifakın savunma kapasitesindeki kilit rolüne dikkat çekti. Støre’nin bu çıkışı, Brüksel’de sıkça tartışılan “Avrupa’nın stratejik özerkliği” kavramına karşı, transatlantik bağın ve AB dışı müttefiklerin vazgeçilmezliğini hatırlatan bir “gerçeklik kontrolü” olarak nitelendiriliyor.


Savunma Sanayiinde “Beşli Güç” Etkisi

Støre’nin vurguladığı yüzde 80’lik kapasite, sadece asker sayısını değil, teknolojik üstünlüğü ve lojistik derinliği de kapsıyor:

  • Türkiye ve Birleşik Krallık: AB dışında kalan iki büyük askeri güç olarak, sırasıyla NATO’nun güney ve kuzey kanatlarındaki en büyük kuvvet katkısını sağlıyor.

  • ABD ve Kanada: İttifakın nükleer caydırıcılığını ve kıtalararası stratejik derinliğini garanti altına alıyor.

  • Norveç: Arktik bölgesindeki gözetleme ve istihbarat kabiliyetleriyle “NATO’nun kuzeydeki gözü ve kulağı” görevini üstleniyor.

“Birlikte Çalışabilirlik” Mesajı

Norveç Başbakanı, 2025 yılında Norveç’in savunma bütçesini GSYH’nin yüzde 5‘ine çıkarma hedefini desteklediğini açıklamıştı. 2026 yılındaki bu yeni değerlendirmesinde ise, savunma yatırımlarının sadece AB sınırları içinde kalmaması gerektiğini, aksine NATO’nun bütüncül yapısının korunmasının hayati olduğunu ifade etti.

Støre, “AB ülkeleri kendi savunmalarına daha fazla yatırım yapmalı ancak bu, NATO’nun temelini oluşturan beş büyük AB dışı müttefikin katkısını göz ardı ederek yapılamaz,” dedi. Bu açıklama, özellikle Türkiye ve Birleşik Krallık gibi ülkelerin Avrupa savunma mimarisindeki stratejik ağırlığının altını çizmesi bakımından Ankara ve Londra hattında da yankı buldu.

Savunma Plus