Türkiye’nin katmanlı hava savunma mimarisinde tarihi bir adım daha atıldı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı, ASELSAN ve ROKETSAN iş birliğiyle geliştirilen SİPER-1 Üretim Modeli-1 (Ürün-1) Hava ve Füze Savunma Sistemi Bataryası ile ALP 100-G Alçak İrtifa Radar Sistemi’ni resmen envanterine aldı.
Teslimat kapsamında ayrıca, füzelerin hedefi yüksek hassasiyetle bulmasını sağlayan yeni nesil Arayıcı Başlık Radarlarıda Hava Kuvvetleri’nin kullanımına sunuldu. Bu sistemlerin envantere girişiyle Türkiye, uzun menzilli bölge hava savunma kabiliyetinde yerli imkanlarla en üst seviyeye ulaştı.
SİPER-1: Gökyüzünün Çelik Pençesi
Türkiye’nin ilk milli uzun menzilli hava savunma sistemi olan SİPER (Ürün-1), şu kabiliyetleriyle öne çıkıyor:
-
Menzil ve İrtifa: 100+ kilometre menzile ve 20+ kilometre irtifaya sahip olan sistem, stratejik tesisleri düşman uçakları ve seyir füzelerine karşı koruyacak.
-
Hassas Vuruş: Teslim edilen yeni nesil arayıcı başlık radarları sayesinde, hedef füzeler terminal aşamada yüksek doğrulukla imha edilebiliyor.
-
Mobilite: Tamamen yerli araç platformları üzerine kurulu olan batarya, kısa sürede farklı harekat bölgelerine intikal ettirilebiliyor.
ALP 100-G: Alçak İrtifada “Gözetleme” Devrimi
ASELSAN tarafından geliştirilen ALP 100-G (AİRS), modern hava tehditlerine karşı “erken uyarı” görevini üstleniyor:
-
AESA Teknolojisi: Aktif Elektronik Taramalı Dizi (AESA) teknolojisi sayesinde düşük radar kesit alanına sahip hedefleri (hayalet uçaklar, küçük dronlar) yüksek hassasiyetle tespit ediyor.
-
Gömülü Koruma: Elektronik harbe karşı yüksek direnç gösteren ALP 100-G, dağlık ve engebeli arazilerde dahi “ölü bölge” bırakmadan 360 derece gözetleme yapabiliyor.
Çelik Kubbe’nin Omurgası Kuruluyor
SİPER ve ALP 100-G’nin entegrasyonu, Türkiye’nin “Çelik Kubbe” projesinin temel taşlarını oluşturuyor. ALP 100-G’den gelen takip verileri, SİPER bataryaları ile gerçek zamanlı paylaşılarak hedeflerin daha uzaktan ve daha güvenli bir şekilde etkisiz hale getirilmesini sağlıyor.
Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen bu teslimatlar, Türkiye’nin hava sahası güvenliğinde tam bağımsızlık hedefine bir adım daha yaklaştığını gösteriyor.

