Türk deniz kuvvetlerinin su altı vurucu gücünde dışa bağımlılığı sona erdirecek olan AKYA Milli Ağır Sınıf Torpido Projesi’nde kritik bir eşik aşılıyor. Savunma Sanayii Başkanı (SSB) Prof. Dr. Haluk Görgün, ROKETSAN tarafından geliştirilen AKYA torpidosunun 2026 yılı içerisinde resmen seri üretim sürecine gireceğini açıkladı.
Antalya’da düzenlenen “2025 Yılı Gerçekleşmeleri ve 2026 Yılı Hedefleri” basın buluşmasında konuşan Görgün, AKYA’nın seri üretimiyle birlikte Türk denizaltılarının en stratejik silah sistemlerinden birinin tamamen yerlileşeceğini vurguladı.
AKYA: Mavi Vatan’ın Görünmez Gücü
ROKETSAN ana yükleniciliğinde; TÜBİTAK ve Meteksan Savunma gibi paydaşların desteğiyle geliştirilen AKYA, şu teknik üstünlükleriyle dikkat çekiyor:
-
Menzil ve Hız: 50 kilometreyi aşan menzili ve 45 knot üzerindeki hızıyla hem su üstü gemilerini hem de denizaltıları etkisiz hale getirebilecek kapasitede.
-
Gelişmiş Güdüm: Akustik karşı-karşı tedbir kabiliyetine sahip aktif/pasif sonar başlığı ve dümen suyu güdümü ile hedefini yüksek hassasiyetle takip ediyor. Fiberoptik kablo üzerinden harici güdüm imkanı da pilot kontrolünü artırıyor.
-
Modern Entegrasyon: AKYA; Preveze, Gür ve yeni nesil Reis sınıfı denizaltılara entegre edilerek Türk Donanması’nın ana ağır torpido envanterini (Alman DM2A4 ve ABD Mk48 yerine) oluşturacak.
2026 Savunma Vizyonunda Deniz Gücü
Haluk Görgün’ün paylaştığı 2026 hedefleri, deniz kuvvetleri için sadece AKYA ile sınırlı değil. Bu yıl içerisinde deniz platformlarında şu gelişmelerin yaşanması planlanıyor:
-
ATMACA Entegrasyonu: Milli gemisavar füzesi ATMACA’nın denizaltılardan fırlatılabilme yeteneğinin kazandırılması.
-
Yeni Denizaltılar: TCG Muratreis denizaltısının envantere girmesi ve TCG 18 Mart’ın modernizasyonunun tamamlanması.
-
Milli Uçak Gemisi (MUGEM): TCG Anadolu’nun üç katı büyüklüğünde olması planlanan 60 bin tonluk yeni gemi için üretim faaliyetlerinin hızlanması.
AKYA’nın seri üretimi, Türkiye’yi dünyada ağır sınıf torpido üretebilen sayılı ülkeler arasına sokarken, denizaltıların operasyonel gizliliğini ve vurucu gücünü stratejik bir boyuta taşıyacak.

