Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmesi olan SAHA İstanbul tarafından düzenlenen SAHA 2026 Fuarı, sektörün dev isimlerini “Türkiye’nin Savunma ve Havacılık Sanayisi Stratejisi” başlıklı panelde buluşturdu. Panelde; STM, Kale Grubu ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) temsilcileri, sektörün küresel konumlandırması ve kamu-özel sektör iş birliği modellerine dair kritik mesajlar verdi.
İhracat Ar-Ge’nin itici gücü oldu
STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, şirketin cirosunun yüzde 60’ını yurt dışı satışlardan elde ettiğini belirterek ihracatın önemine dikkat çekti. Güleryüz, “İhracattan elde ettiğimiz geliri yeni nesil Ar-Ge çalışmalarına aktarıyoruz. Sahadaki ekosistemimiz çok güçlü ancak henüz yolun başındayız. Küresel pazarda kalıcı olmanın yolu, en iyi teknik çözümü en uygun fiyatla sunmak ve ürünün arkasında duran o güveni tesis etmekten geçiyor” dedi.
2000’li yıllar ve özgün sistem devrimi
Kale Grubu Başkan Vekili Osman Okyay, küresel silahlanma yarışında enerjinin en büyük güç unsurlarından biri haline geldiğini vurguladı. Türkiye’nin savunma serüvenindeki dönüm noktalarına değinen Okyay, “2000’li yıllarda alınan ‘kendi özgün sistemlerimizi tasarlamalıyız’ kararı, ülkemiz için en az Savunma Sanayii Başkanlığının kuruluşu kadar kritiktir. Bugün yapılan tüm bu çalışmalar, tam bağımsızlık vizyonunun temel taşlarıdır” ifadelerini kullandı.
33 ülkede Türk savunma imzası
Türk savunma sanayisinin genç ve dinamik yapısına vurgu yapan TSKGV Genel Müdürü Bilal Topçu, sektörün 32-33 yaş ortalamasıyla dünya devlerine meydan okuduğunu belirtti. Topçu, vakıf şirketlerinin uluslararası yapılanmasına dair şu bilgileri paylaştı:
- Küresel Yayılım: 33 farklı ülkede 60’ın üzerinde yeni vakıf şirketi kurularak yerel ihalelere doğrudan katılım sağlandı.
- Ekosistem Gücü: Vakıf şirketlerinin üstlendiği projeler, binin üzerinde orta ölçekli yerli firmaya paylaştırılarak teknoloji öğretiliyor.
- Sivil Katkı: Savunma teknolojileri sadece askeri alanda değil; pandemide geliştirilen solunum cihazlarında olduğu gibi sivil alanlarda da hayati rol oynamaya devam ediyor.
Panelistlerin ortak görüşü, Türkiye’nin sahadaki tecrübesiyle ispatlanmış ürünlerinin, müttefik ülkelerle kurulan sıcak ilişkiler ve güçlü kamu-özel iş birliği modelleriyle küresel ligde üst sıralara tırmanmaya devam edeceği yönünde birleşti.

