TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Türkiye’nin en stratejik savunma projesi olan Milli Muharip Uçak KAAN’ın tam bağımsızlık vizyonu için yerli motor geliştirme sürecinin hayati önem taşıdığını belirtti. Motor teknolojisinin savunma sanayiindeki “en zorlu alan” olduğunu vurgulayan Demiroğlu, KAAN’ın yüksek performans hedeflerine ulaşabilmesi için özgün bir güç grubuna ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Demiroğlu, “Çok yüksek hızlarda, sıcaklıklarda ve basınçlarda çalışabilen bir motor üretmeniz gerekiyor. Kendi motorumuzu geliştirmemiz gerektiğini biliyoruz ve bu zorlu konuda yoğun şekilde çalışıyoruz,” diyerek TEI ve TRMotor ile yürütülen iş birliğinin altını çizdi.
Mevcut prototiplerde kullanılan F110 motorlarının, geliştirme fazı için birer basamak olduğunu hatırlatan TUSAŞ Genel Müdürü, nihai hedef olan yerli turbofan motor TF-35000 için 2032 yılını işaret etti. Yerli motorun sadece bir itki sistemi değil, aynı zamanda uçağın radar kesit alanını düşüren ve beka kabiliyetini artıran bir mühendislik harikası olması hedefleniyor. Demiroğlu, Endonezya gibi projeye ilgi gösteren ve “ITAR-Free” (ABD kısıtlamalarından bağımsız) versiyon bekleyen müttefik ülkeler için yerli motorun bir tercih değil, verilen bir söz olduğunu hatırlattı.
TUSAŞ ve TEI arasındaki entegrasyonun güçlendiği bu süreçte, motor test altyapılarının da eş zamanlı olarak hazırlandığı bildirildi. Yerli motorun devreye girmesiyle birlikte Türkiye, dünyada hem gövdesini hem de beşinci nesil jet motorunu üretebilen sınırlı sayıdaki ülkelerden biri konumuna yükselecek. Demiroğlu ayrıca, KAAN’ın seri üretim teslimatlarının 2029 itibarıyla başlamasını ve ilk 20 uçağın ardından yerli motor entegrasyonu için takvimin hızlandırılacağını belirtti.

