ABD, bölgedeki askeri üslerini ve diplomatik misyonlarını İran kaynaklı bir saldırı ihtimaline karşı hazırlamaya başladı. Bazı Irak’taki diplomatik görevleri kısmen tahliye ederken, Bahreyn ve Kuveyt’teki diplomatik personel için gönüllü çıkış izni verilmesi kararlaştırıldı. Benzer şekilde, askeri personel ailelerine de gönüllü ayrılma imkânı tanındı.
Pentagon, Irak’taki askeri birlikleri alarm durumuna geçirerek İncirlik gibi üslerde savunma önlemlerini artırdı. Birleşik Krallık ise Basra Körfezi çevresindeki denizcilik faaliyetleri için uyarı vererek harekâtların dikkatle yürütülmesi çağrısında bulundu.
Tahran, nükleer pazarlıklar başarısız olması durumunda ABD üslerine saldırı düzenleyebileceği uyarısını tekrarlarken, Washington bu tehdide karşı bölgeye B‑2 bombacıları ve deniz kuvvetlerini konumlandırdı. Bu adımlar, yaklaşan nükleer görüşmeler öncesinde hem diplomatik hem de askeri cephede temkinli bir duruş benimsendiğini gösteriyor.
Bu gelişme, Tahran ile Washington arasında devam eden nükleer görüşmelerin önemi ve bu süreçte harici bir krizin patlak verme riskine karşı alınan önlemleri gözler önüne seriyor.

