NATO, ittifakın gözetleme ve durumsal farkındalık kabiliyetlerini modernize etme hedefi doğrultusunda, havadan erken uyarı ve kontrol uçağı olarak Saab’ın GlobalEye sistemini seçti. Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde Genel Sekreter Mark Rutte tarafından duyurulan bu karar, ittifakın yaşlanan Airborne Warning and Control System (AWACS) filosunu değiştirme sürecinde önemli bir dönüm noktasını oluşturuyor. İttifak, 10 adede kadar sistemin tedariki için Saab ve NATO Destek ve Tedarik Ajansı ile resmi müzakerelere başlayacak.
GlobalEye’ın teknolojik üstünlüğü
Bombardier Global 6500 iş jeti gövdesi üzerine inşa edilen GlobalEye, Saab’ın “Erieye” genişletilmiş menzilli radarını çok sayıda sensör ve komuta-kontrol sistemiyle birleştiriyor. Platformun muharebe sahasındaki temel yetenekleri şunlardır:
-
Çok Boyutlu İzleme: Hava, kara ve deniz alanlarını eş zamanlı olarak izleyebilme kapasitesi.
-
Gelişmiş Tehdit Algılama: Elektronik olarak kısıtlanmış ortamlarda dahi dronları, hayalet (stealth) uçakları, balistik füzeleri ve hipersonik tehditleri tespit edebilme yetisi.
İsveç Savunma Bakanı Pål Jonson, GlobalEye’ın modern savunmanın ihtiyaç duyduğu gelişmiş durumsal farkındalığı sağladığını belirterek, “Dronlardan füzelere kadar her türlü tehditle mücadele edebilen bu son teknoloji platformun değerinin daha fazla ülke tarafından görülmesi memnuniyet verici,” dedi.
Saab’ın NATO’daki ağırlığı artıyor
GlobalEye seçimi, Saab’ın son yıllarda NATO bünyesindeki programlarda artan etkisini pekiştiriyor. Şirket, ittifak için sadece hava değil, denizaltı sahasında da kritik roller üstleniyor:
-
Mangrove Konsorsiyumu: Eylül 2025’te seçilen Saab, “Müttefik Sualtı Muharebe Görev Ağı” programı kapsamında, insanlı ve insansız deniz platformlarını bağlayacak ortak bir mimari geliştiriyor.
-
Mühimmat Desteği: Şubat 2024’te imzalanan 63 milyon avroluk sözleşme ile müttefik üyelere AT4 taşınabilir tanksavar silahlarının tedarikini üstlendi.
Henüz resmi bir sözleşme imzalanmamış olsa da, Saab Başkanı Micael Johansson, müzakerelerin sonraki aşamalarını sabırsızlıkla beklediklerini ifade etti. Bu projenin, geliştirme, üretim, entegrasyon ve lojistik destek zincirleri boyunca İsveç’te önemli bir istihdam oluşturması bekleniyor.



